14 Kasım 2009 Cumartesi

Bir delinin saçmalıkları...

Tanımadığım bu kentin soluk alış verişini dinliyorum, camdan gelip geçen insanları seyrediyor, beklide yitip gitmeyi bekliyorum.
Sonsuzluğa dek yorgun, suskun bir portrenin duruşunu andırıyorum baktığım aynada, uzandığım yatakta, yazdıgım hikâyemde
İnançlarım bitti, inançtan öte beklentiler kaldı ellerimde aslında artık beklemiyorum da…
Kaçışlar yaşadım kirliliklerden uzaklara
Kendi benimle yüz yüze kalmaktan korktum, kandırılmaktan, gördüklerimden
Önceden çektirdiğim fotoğraflara baktım, sessizce izledim yüzümü, çizgilerime, acılarıma dokundum…
Yitip gitmiş özgürlüğüme küfürler savurdum…
Uyudum sonra uzun bir uykuydu benimkisi
Sabahlar uzaktı hep görmedim yıllardır gün ışığını
Güçsüzleri ve yoksulları düşündüm sonra cesetleri, kirlenmiş cesetleri, kaçmak isterken takıldığım aşkları ve düştüğüm çamurları…
Gizleri, ardındakileri, benliğimi, hastalığımı, bir intihara giden yolculuğumu düşündüm.
Akıl hastanesindeki o beyaz duvarları üstüme üstüme gelen…
Bir zamanların küçük burjuvasını ve görüntümü düşündüm
Siyah rugan ayakkabımı, lastik çorabımı, mini eteğimi ve bluzumu
Bunların uymunu ve o sıska bedendeki çirkinliğini çabalanarak nefes alışlarımı ve derince iç çekişimi
Ve elimdeki hapları düşündüm, sonrasını da içtim…
Evet, artık ellerim titriyor galiba bu son yolculuk ve okuduğun bir delinin saçmalıkları intihar yolunda…

1 yorum: