18 Kasım 2013 Pazartesi

Bulut...

Uzun zamanda sonra ilk kez yazmak geldi içimden...Aslında içimden gelen tek şey yazmak değil,şuan içim acıyor resmen... 2 hafta önce bir köpek sahiplendik fakat ben daha önce hiç köpek bakmadığım için alerjim olduğunu da bilmiyordum ve tabi durum böyle olunca köpeği vermek zorunda kaldık.Fakat geri götürdüğümüzde gördüğüm sahneyi ömür boyu unutamam sanırım:( Aldığımız köpeğin bir dişi kardeşi vardı,bulut (köpeğimizin adı) gittikten sonra üzüntüsünden yemeden içmeden kesilmiş ve maalesef dün ölmüş ve hala ölü bedeni bir köşede duruyordu...Sahibi ya üzüntüsünden yada umursamazlığından gömmemişti...Bir köşe de yatıyordu derin uykudaydı sanki... Bu mu dedim bir canın hakettiği... Şimdi korkuyorum bulutumuzun da aynı sonu yaşamasından... Koru onu Allah'ım..Koru ki o minik yavrumuzun sonu da köşeye atılmış ölü bir beden olmasın...

2 Ağustos 2012 Perşembe


Ayrılık

Nasıl anlatılır ki,nasıl anlatılır içinin acısı...
Çeken bilir derler,hasret çeken bilir...
Bugünler de en iyi bildiğim duygu bu olsa gerek...
Şarkıda diyor ya anadan ayrı,babadan ayrı bir de yardan ayrı kaldım hepsinden acı...
Öyle özlüyorum ki,öyle canım yanıyor ki
Sanki kavuşmak yaklaştıkça geçmiyor zaman,geçmiyor günler...
Birde yar hasretinin yanına ana baba hasreti eklendi ki katlanılmaz hale geldi ayrılıklar...
Özlemem sanırdım bu kadar,bu kadar yanmaz sanırdım canım ama yanıyormuş hem de çok yanıyormuş...
Anadan,babadan,yardan,yuvadan ayrı olmak çok zormuş...
Çok özledim,çok..
Geçsin zaman artık,çabuk geçsin...

10 Mart 2012 Cumartesi




Kaybolan Yıllar
Dönüşü yok beraberce karar verdik ayrılmaya
Alışmalı arkadasça yolları ayırmaya
Şimdi artık göz yaşları gereksiz akmamalı
Alışmalı kendi yaramizı kendimiz sarmaya
Şimdi artık kelimeler yetersiz anlamı yok
Yitirmişiz anılarla beraber faydası yok
Gel bunları bırakalım artık bir tarafa
Gerçeği görmeliyiz dostum baska çaresi yok...

Ne güzel bir şarkıdır,ne güzeldir söyleyenin sesi ve ne güzeldir dinleyip anılara dalmak...Fakat tek kötü yanı gerçekten bir şeyleri kaybettiğinin farkına varmaktır,gerçekten kaybettiğinin...
Zamanı kaybettiğinin,günlerini kaybettiğinin,dostlarını,dost sandıklarını kaybettiğinin farkına varmaktır...
Belki kardeşlerini kaybettiğinin,belki aileni kaybettiğinin ve belki de üç kuruş etmeyen insanlar için yıllarını kaybettiğinin farkına varmaktır ...
Ve sonra dönüp anlamsızca geçmişe bakmaktır kaybetmek,kafanı çevirip bunun için mi demektir,bunlar için miydi onca çaba...Ve bunlar için miydi onca kaybedilen zaman...
Bazen bir gülümseme ile başlar o zaman kayıpları,bazen bir kavgayla ve bazen sadece uzanan bir eldir aslında hesapsızca tuttuğun...
Bazen o el uzun yıllar bırakmaz elini,uzun yıllar bir telefon kadar yakındır,uzun yıllar sadece bir ses uzaktadır...
Ve bazen de bir o kadar uzaktır...
Bazense sen ne kadar yakınsan, o kadar uzaktır o el tıpkı şuan gibi...
Bazen insanlar değişir,bazen sen değişirsin,anlamsızlaşır dünya,senin için anlamlı olan herşey bulanıklaşır birden...
Değersiz hissedersin kendini,kendine kızarsın onca çaban için,kızarsın,kızarsın,kızarsın...
O kadar çok verirsin ki kendinden bazen sen olmaktan çıkarsın,o kadar çok istersin ki mutlu etmeyi ve mutlu olmayı,onlar değilde sen mutlu olduğunda o mutlu etmek istediklerin sırtını döner sana...
İstemez onlardan daha çok mutlu olmanı ve istemez yüzündeki o sonsuz gülümsemeyi...
Ama sen yine de her şeye ragmen el uzatırsın sevdiklerine birlikte mutlu olmak,birlikte ayağa kalkabilmek için...ama ellerinin tersiyle itilirsin hayatlarından...çünkü sen artık onlardan bir adım öndesindir...
Ne yazık, oysa biz birlikte de mutlu olabilirdik dersin...
Birlikte de adım atabilirdik yürüdüğümüz yolda,o yıllar önce uzatılan el hala avuçlarımda olabilirdi...
Nedensiz kaybettik biz,nedensiz duvarlar koyduk araya,nedensiz,hiç nedensiz...
Ufaldı,küçücük kaldı anılar...
Ufaldı,toz oldu kaya gibi sağlam dostluklar...
Ufaldı,kayboldu yıllar...
Şimdi ne desem boş,o kadar yetersiz,o kadar anlamsız ki herşey...
Şimdi kendi yaralarımızı kendimizin sarma zamanı...
Ve şimdi sessizce gitme zamanı...yaşanan tüm yıllara inat...
Kaybolan yıllarıma inat...
Ve kaybolan tüm dostluklara inat...Hala ayaktayım,hala güçlüyüm...


















18 Şubat 2012 Cumartesi




















ÖZLEDİM HEM DE ÇOK...


Gözlerini, sözlerini, gülüşünü, ses tonunu, kokunu, dokunuşunu, seni, sana ait olan her şeyi…
Özlediiiiiiimmm. Hem de çok…
Öyle böyle değil...
Özlemin çekiştiriyor saç diplerimden!
Zaman duruyor özlerken seni.
Akreple yelkovana düşman oluyorum.
Kelimelere dökemiyorum, cümlelere sığdıramıyorum.
Çaresiz bırakıyor, boğazı düğüm düğüm yapıyor.
Gözleri yakıyor, uykulardan uyandırıyor ansızın.
Anlatılmaz bir duygu bu.
Elde olmadan yaşanan karmaşık duyguların sonucunda ortaya çıkan…
Azalmayan, azalacağı yerde daha da artan…
Hasret bana göre değil asla. 
Özlemin, içimde seni büyütüyor geçen her dakika.
Dağlar delip, yollar aşıp gelmek, sana sarılmak istiyorum. 
Doyasıya yaşamak için seni.
Ama olmuyor, ol-mu-yor.
Olmuyoooooooooooooor…
Tadı yok da, adı ne bunun şimdi?
Kalbime, ruhuma büyük bir eziyet.
Çok severken, çok özlemek…
Reva mı bu?
Penceremde, ekmek kırıntıları verdiğim kuşlar bile nasıl alışmışlar sana. 
Seni soruyorlar sanki bana, cama vurup… 
Onlar da arıyorlar sanki seni…
Ben arıyorum seni, dayanamıyorum da sensizliğe, kuşlar aramış çok mu?
Dayanamıyorum yokluğuna, özlemine.
‘Gel’ diye haykırıyorum, kalbimin çığlıkları eşliğinde.
Bir gün, bir an gelecek… O gün, o an gelecek…
Kavuşacağız.
Kavuştuğumuz zaman aşkımızın, sarılışımızın sıcaklığı karşısında, özlemin buz tutacağı o anı düşünüyorum da…
O an yeniden başlayacak hayat.
Yeniden başlayacak aşk.
Mevsim zemheri olsa bile içimiz, kalbimiz ısınacak her şeyden önce. 
Vuslatın doruklarında, dans edeceğiz menevişlerde. 
Hasreti dindireceğiz öpüşlerimizle.
Elimizle tutacağız yıldızları.
Mutluluktan uçacağız, hem de bulutları bile geride bırakarak…
Yeni bir renk daha ekleyeceğiz gökkuşağındaki yedi rengin yanına.Bu rengin adı da ‘AŞK’ olacak.
Dillere düşecek, bizim sevdamız konuşulacak.
Leyla – Mecnun aşkı unutulacak!
Ama bunların hepsi, bir araya geldiğimiz, fonda şarap rengi güllerin olduğu, ellerimizin, tenimizin, ruhumuzun birbirine değdiği anda, kalplerimizin duyguları okuduğu, sözlerin yetersiz kalıp da gözlerimizin konuştuğu, mehtabın bize eşlik ettiği anda gerçekleşecek.
Geldiğinde…
Anılarınla, hayalinle avunuyorum, resimlerini öpüyorum.
Fotoğraflarındaki yıldız gözlerinle, çocuksu gülüşünle oyalanıyorum şimdi.
Kapım çalsa…
Hemen şimdi…
Açsam…
Karşımda sen…
Elinde güllerle…
Sarılsak…
Kapım çalıyor.
Yoksa…
Melike BİRGÖLGE

16 Kasım 2011 Çarşamba

16 Kasım 2010 - ∞


Yarim...
1 yıl oldu...Koca 1 yıl...
Hayatıma gireli tam 1 yıl oldu bugün...
Daha dün gibi hatırımda, ilk konuşmalarımız, ilk mesajlarımız, ilk heyecanlar...
Hepsi,hepsi hala dün gibi hatırımda...
Ne güzel günler geçirdik seninle,
Ne güzel anlar yaşadık hepsi birbirinden güzel...
En umutsuz anımda geldin hayatıma,
Tekrar güvenmeyi öğrettin insanlara,
Nasıl gerçekten sevileceğini öğrettin,
Sadakati, güveni, bir aşkın kavgasız gürültüsüz de yaşanabileceğini öğrettin
Mutluluğu öğrettin sonra,
Aslında şimdiye kadar gerçekten hiç mutlu olmamışım sende öğrendim...
Huzuru buldum sonra sende,
Bir aşkın nasıl yalansız, kavgasız, inanç dolu yaşanabileceğini öğrettin...
Çok şey öğrendim sevgilim senden,
Ve hala da öğreniyorum...
Sabrı öğreniyorum bugünlerde mesela,
Beklemeyi öğreniyorum uzaklardan gelecek yarimi...
Ben hiç aklıma birisinin adı geldiğinde ağlamadım,aşktan hiç ağlamadım...
Şimdi senin adın geldiğinde hatırıma doluyor gözlerim istemsiz,
Aşkımdan ağlıyorum,mutluluktan ağlıyorum,hasretten ağlıyorum...
Ama en önemlisi ne biliyor musun canımın acısından,kalbimin acısından ağlamıyorum 
Çünkü sen beni hiç ağlatmadın ki
Hiç üzmedin ki yarim...
Kıyamazsın sen bana, üzmezsin...Yakmazsın canımı...
Önceleri aşkın anlamını yanlış biliyor muşum,
Aşk acı çekmek sanırdım...
Meğer ki aşk sadece sevmekmiş, sadece huzurmuş ama tek bir şartı varmış
Doğru adamı veya kadını bulabilmekmiş aşk
Ben sende başka bi sen buldum,
Kimsenin hatta senin bile bilmediğin bi sen...
İçinde aşık bir adam,küçük bir çocuk ve bir o kadar olgun birini buldum...
An gelip benimle çocuklaşan,
An gelip benimle ağlayan,
An gelip benimle aşkını hiç hesapsız yaşayan bir adam...
Şükretmeyi bilen, elimizdeki her şeyin Allah'tan geldiğini bilen bir adam...
Ve bir gün elimizde hiçbir şey kalmayacağını bilen bir adam...
Ve işte bunun için, bu dünyada ve öteki dünya da hep yan yana olalım diye uğraşan bir adam...
Daha nasıl anlatılırsın ki sen...
Sen benim ümidimsin, umudumsun, yarınımsın...
Secdede ki duamsın...
Seni sevmeyi anlatmak çok, çok zor...
Seni seviyorum demek bile o kadar yetersiz kalıyor ki...
Ama yine de SENİ SEVİYORUM YARİM...
1 değil, 10 değil ömürler bizim olsun....
Sonsuz olalım,iki cihanda yan yana olalım...
















7 Kasım 2011 Pazartesi

Yarim...
Bugün bayram...
Bugün sensizim,bugün yarımım...
Bugün öpemedim ellerini,koklayamadım tenini...
Bugün soğuk,yoksun...
Bugün hiç tadı yok bayramın,
Uzaklardan bir ses geliyor kulaklarıma,
Bayramın mübarek olsun yarim diyor
Bayramın kutlu olsun...
Olmuyor be yarim ne kutlu,ne mutlu bu bayram
Sen olmayınca tadsız, tuzsuz herşey...
Anneni aradım,teyzeni,yengeni biraz seni aradım duyduğum seslerde,
Biraz seni anlattım her gelene geçmedi özlemim
Gelmedi tadım yerine...
Sen gelmedikçe de,bitmeyecek özlemlerim...
Sen gelmedikçe de gülmeyecek gözlerimin taa içi
Bugün gülmeyeceğim söz!
Bugün benim bayramım değil
Benim bayramım senin geldiğin gündür yarim...

Beklenen'den bekleyenine...




Bekle beni,bekle beni
Bekle beni geleceğim
Bütün gücünle bekle
Karlar tozarken bekle
Ortalık ağarırken
Kimseler beklemezken
Soluk sıkıntılarla ağırlaşan yağmurlar içinde...
07.11.2011