27 Ekim 2010 Çarşamba

Küçük Notlar (10)

Biraz seni yaşamalıyım...biraz seninle olmalıyım,sensiz pencerelerde...sensiz masalarda olmalıyım,şerefine kaldırmalıyım kadehleri,tek seferde içmeliyim hepsini,seni çeker gibi içime...seni çeker gibi içime çekmeliyim sigaramın dumanını...seni çeker gibi...ve özlemeliyim kokunu,benim olduğunda hiç unutmamak için o sensiz geceleri...

9 Ekim 2010 Cumartesi

Peki Ya Kadın?

Kadın...Binlerce güzelliği içinde barındıran ateş parçası
Kadın...Şeytana bile pabucunu ters giydirebilen nadir yaratık
Kadın...Bizi dünyaya getiren,fedakar anne
Hiç usanmadan, yıllarca erkeğini bekleyen
Hiç usanmadan, hiç bıkmadan dertlerimizi dinleyen
Sinirlenmeden, bağırmadan şımarıklıklarımızı çeken
Ve içine atan birçok şeyi
Susan,susturulan...
Peki ya kadın gibi gözükenler?
Bir aşk ile yetinmeyenler
Önüne bir kap yemek bile koymayıp,
Yuvası pislik içinde bile olsa umursamadan,
Saatlerce aynada kendisine bakan mıdır kadın?
Her lafa verecek cevabı olan mıdır
Hep daha iyisini, hep daha iyisini isteyen midir
Sabah işe gidecek eşini kapıya kadar bile götürmeyen,
Üstüne hediye bekleyen midir?
Tüm gizlerini başkalarına anlatan,
Tüm kavgalarınızı mahalleye duyuran mıdır kadın?
Sadece vücut mudur kadında ki?
Sadece cilvesi midir seni ona bağlayan?
Kadın...Kadın dediğimiz anamız gibi olmalı
Sabredebilmeli, 
Yeri geldiğinde susmayı,
Yeri geldiğinde hiç kimseden çekinmeden konuşmayı bilmeli...
Cahil olmamalı kadın,okumalı,dinlemeli
Mutfağının da, yatağının da sultanı olmalı kadın
Kadın...Erkeğini el üstünde tutmalı,
Ve tutturmalı kendini en tepede...
Kadın...
Kadın dediğin toprak gibi olmalı
Verilen emeğin karşılığını vermeli...

8 Ekim 2010 Cuma

Adam gibi Adam





















Erkek dediğin...
Erkek dediğin adam gibi olmalı
Adam gibi yaşamalı aşkını,
Adam gibi çekmeli hüznünü
Dağıtmadan masaları,
Kırmadan kalpleri...
Erkek dediğin sımsıkı tutmalı kadınının elini
Tuttu mu o eli bırakmamalı bir daha
Ölesiye tutmalı...
Ölesiye sevmeli sevdimi...
Kadını, sadece iki gögsü için değil
O gögsün altında ki yüreği için sevmeli
Yüzündeki, kaşı gözü olmamalı o adamı etkileyen,
Beyni olmalı, zekası olmalı, yüzündeki masumluk olmalı
Ahlakı olmalı kadının,
Ahlakı olmalı adamın
Peki ya ahlak nedir?
İki bacak arası mıdır ahlak
Kadının kaç adamla yattığı mıdır
Kaç kişiyi öpüp, kaç kişiyle koklaştığı mıdır?
Nedir ahlak?
Yüzüne baka baka yüzlerce yalan söylemesi midir?
Hayaller kurup seninle, daha iyisini bulduğunda ona gitmesi midir ahlak?
Size soruyorum erkekler, nedir ahlak?
Evlendiğinizde, ilk gece yatağınızda gördüğünüz kızıl kan mıdır ahlak?
Ya da sizden başkasını görmeyen gözlere sahip olmak mıdır...
Hala ahlak nedir diye soruyorsanız,
Bir daha düşünün aynaya baktığınızda
Karşınızdaki adam ne kadar masum
Ne kadar temiz...Ne kadar el değmemiş
Yazık...
Ne demiştim adam gibi adam olmalı
Adam gibi...


Sessiz Çığlıklar Sokağı

Sessiz çığlıklar sokağındayım
Sustuklarım büyümekte
Artmak da hüzünler
Depremler, fırtınalar yakındır.
İzliyorum her şeyi
Film şeridi gibi hayat
Bir gün siyah, bir gün beyaz
Bir gün hüzün dolu, bir gün tüm neşeleri içine almış gibi..
Çocukları izliyorum,
Büyümelerini, göz yaşlarını, çığlıklarını
Ve ne kadar savunmasız olduklarını...
Şehirler geçiyor hayatımdan
Biri ne kadar renkliyse,
Diğeri o kadar soğuk, o kadar beton, o kadar ölü...

Nefes alamıyorum bazen
Bazense aldığım nefese de yaşadığım hayata da lanet ediyorum.
Bitsin istiyorum acılarım,
Bitsin istiyorum gözyaşlarım doğan her günle...
Ama olmuyor,
Her gün yeni acılar, yeni gözyaşları doğuyor olduğum şehre....

Sessiz çığlıklar sokağındayım
Sustuklarım büyümekte
Ve artık susmak istemiyorum...
Çığlıklarım sağır edecek dünyayı, KORKUYORUM

7 Ekim 2010 Perşembe

Gizli Kalmış Mektuplar 1


Son günlerde iyice hayata küsmüştü ne kimseyle konuşuyor, ne müziği kulakları sağır edercesine bir sesle dinliyor, ne de eskisi gibi saçma sapan isteklerde bulunuyordu...
Sanki hayatla olan bağlarını koparmak istiyordu. Akşamları uyku tutmuyor, o çok sevdiği yemeklerime kaşık bile sürmüyordu. Okuldan geldikten sonra odasına kapanıyor ve saatlerce sessizce düşünüyordu bilinmezlere...
İnsanların yüzünü bile görmek istemiyor ve acı çekmek için çabalıyordu,kanatıyordu kalbini hiç durmadan...
Birkaç kere konuşmayı denedim ama ne bir cevap alabildim, ne de eskisi gibi gözlerinde buldum cevabı...Eskiden o parıldayan gözler gitmiş yerine simsiyah,hüzün dolu,isyan dolu o gözler gelmişti...
Hayatımda bir şeyler eksilmişti, o küçük kız gitmişti artık ve elimden onun içten içe erimesini izlemekten başka hiçbir şey gelmiyordu. O süslü, deli dolu, çılgın kız artık yoktu. Şimdilerde hiçbir şeyi önemsemeyen, hiçbir söze aldırış etmeyen biri gelmişti.
Eski kızımı çok özlüyordum...
Oysa ne çok kavga ederdik, benim doğrularım, senin doğruların diye, benim zamanım, senin zamanın, sen ve senin gibiler...
O her zaman risklere girmek isterdi, tek düze yaşamaktan, çevresindekiler gibi olmaktan çok korkardı, farklı olmak isterdi hayatın tüm renklerinde, fikirleriyle, düşünceleriyle bilinmek isterdi girdiği her ortamda...
Ama nerden bilirdim hayatın o kahpe yüzüyle tanışıp, ondan ilk darbeyi aldığını...
Nerden bilirdim biten bir aşkı toprağa gömdüğünü, nerden bilirdim en acı şeyin yüzleşmek olduğunu sevdiği adamın yalanlarıyla...
Nerden...

08.11.2001
(2001 Yılında yazılmış bir hikayenin düzenlenmiş halidir.)